Hakkımızda

Değerli Finansal Tüketici;

Forex Mağdurları Platformu 2015 yılında kuruldu. Bu dönem, “forex” sağlayıcıları tarafından saldırgan ve hukuka aykırı satış ve pazarlama yöntemlerinin medyaya hakim olduğu bir dönemdi. Kazanç ve ek getiri vaatleriyle Türk vatandaşları göz göre göre istismar ediliyor ve “forex” işlemlerine çekiliyordu. Hiçbir kurum ve kuruluş, “forex” işlemlerinin bireysel yatırımcılar için uygun olmadığını açıklamıyor, aksine reklamlarda ev hanımlarının, işçilerin, büro çalışanlarının “forex” yoluyla kolay ve sürdürülebilir bir ek kazanç sağladığı ifade ediliyordu. Bazı “forex” sağlayıcıları sahte getiri tabloları ilan ederek tecrübesiz yatırımcılara ücretsiz danışmanlık verdiğini ve müşterilerine sürekli para kazandırdığını iddia ediyordu. İlan edilen kâr tablolarındaki aylık getiriler anaparanın %10’unu aşıyor, hiç kimse, gözetim altındaki finans kuruluşlarının sahte belgeler düzenleyebileceğine ihtimal vermiyordu.

Sistematik olarak sürdürülen saldırgan pazarlama yöntemleri, Türkiye’de “forex” piyasasını geleneksel pay piyasasının önüne geçirmişti. Bu işlemlere dahil olan katılımcı sayısı 200.000’in üzerine çıkmıştı ve dikey bir hızla artmaktaydı.

Gerçek durum ise genel halka gösterilen resmin tam tersiydi. FOREX işlemleri açan genel müşterilerin hemen tamamı sisteme yatırdıkları tasarruflarını kaybediyordu. Piyasaya en çok katılım TSK ve Emniyet teşkilatındandı ve bu, güvenliğimizi tehdit ediyordu. Hiçbir finansal tecrübesi olmayan tüketiciler, FOREX şirketlerinin aldatıcı reklamlarına ve kâr vaatlerine aldanarak  zarara uğratılıyordu. Yatırımcının korunmasından sorumlu SPK ise tüm bu olanlara karşı hareketsizdi. Paralel devlet yapılanması birçok idari organı felç ettiği gibi SPK’nın eyleme geçmesini de engelliyordu.

Hâlbuki dünya genelinde “forex” piyasasının genel halkı hedef alacak şekilde pazarlanması hukuka aykırı kabul edilmekteydi. Avrupa Menkul Kıymetler ve Piyasalar Otoritesi (ESMA) ve Avrupa Bankacılık Otoritesi (EBA), 28.02.2013 tarihli deklarasyonunda, “forex” olarak bilinen fark kontratlarının sadece profesyonel yatırımcılar ile çok deneyimli perakende müşteriler için uygun olabileceğini, çünkü bu işlemlerin karmaşık ürünler kategorisinde yer aldığını ve bireysel yatırımcılara pazarlanmasının uygun olmadığını açıklamıştı. Fakat Türkiye’de bu işlemler kolay, güvenli ve kazançlı bir yatırım aracı olarak tanıtılıyor, bilgisiz ve deneyimsiz tüketicilerin aracı kurumların desteğiyle kazanç elde edecekleri taahhüt ediliyordu.

Bunun yanında, pek çok “forex” sağlayıcısı, müşterilere sözleşme öncesi anahtar bilgilendirme dokümanı sunmuyor, müşteri adaylarının “forex” işlemleri açmaya uygun olup olmadığını değerlendirmiyor, standart risk bildirim formları ise usule aykırı olarak çok sayfalı sözleşme setlerinin içine dahil edilip fark edilmesi güçleştiriliyordu.

Genel müşterilere imzalatılan sözleşme ve formlarda, “forex” işlemlerinin,

*Türev araç olduğu yazmıyordu,

*Tezgahüstü (OTC) piyasa olduğu yazmıyordu,

*Karmaşık ürün olduğu yazmıyordu,

*İşlemlerin kredi (kaldıraç) ile finanse edildiği yazmıyordu,

*Fiyat boşluğu (GAP) riski yazmıyordu,

*Temel varlık üzerinde hiçbir hakka sahip olunamayacağı (you have no rights to the underlying assets) uyarısı yazmıyordu,

*Kaldıraçlı işlemlerin her yatırımcı için uygun olmadığı uyarısı yazmıyordu,

*Kaldıraçlı işlemlerin uzun vadeli yatırıma uygun olmadığı (CFDs are not suited for long term investors) uyarısı yazmıyordu,

*Kaldıraçlı işlemlerde sağlayıcı ile müşteri arasında çıkar çatışması bulunduğu uyarısı yazmıyordu,

*Zarar olasılığına ilişkin rakamsal veriler yazmıyordu.

Sonuç olarak, 6362 sayılı Kanun’a hakim olan kamuyu aydınlatma ilkesi tamamen işlevsiz bırakılmış, zehirli bir spekülatif ürün, Türkiye sermaye piyasalarını kan emici bir asalak gibi kuşatmıştı.

İşte bu elim ve zorlu koşullar altında başladı yolculuğumuz. Bir aydınlatma hareketi olarak finansal tüketicilere “forex” piyasasının gerçek yüzünü anlatmaya başladık. Konuya ilişkin ABD ve AB’deki düzenlemeleri, uluslararası finansal organizasyonların (IOSCO, ISDA, ESMA vs.) yayınlandıkları ampirik çalışmaları ilk defa biz gündeme getirdik. Medyayı kaplayan sahte “forex” resmini yırtıp attık. Çalışmalarımız kısa sürede fark edildi. Merkez medya organları bizimle röportajlar yapmaya başladı. FOREX sağlayıcılarının manipülatif pazarlama yöntemleri ilk defa merkez medyada tartışılıyordu.

Tabandan yükselen ses, kısa sürede TBMM’den de duyuldu. Meclis bünyesinde 01.06.2016 tarihinde Foreks Mağduriyetlerini Araştırma Komisyonu kuruldu. Komisyonun 09.01.2017 tarihli toplantısına biz de davet edildik. Orada gerçekleştirdiğimiz powerpoint sunum “forex” hakkında doğru bilinen tüm yanlışları ortaya çıkardı ve bu toplantıdan 1 ay sonra, 10.02.2017 tarihinde yüksek kaldıraçlı işlemlere Türkiye’de son verildi.

Komisyonun yasama uzmanı bizi arayarak şunları söylediğinde gözlerimiz dolmuştu: “Tebrikler, çabalarınız sayesinde yüksek kaldıraç uygulamasına son verildi. Pek çok mağduriyetin önüne geçilmesine vesile oldunuz. Türk milleti adına size şükranlarımı sunuyorum.”

Bu büyük mutluluğa eriştiğimiz süreç elbette dikensiz olmadı. Bazı yabancı sermayeli “forex” sağlayıcıları bizi susturmaya çalıştı, platformun kapatılması için çeşitli idari mercilere uydurma şikayet başvuruları yapıldı; ancak tabandan gelen bu haklı ve güçlü sesi susturmaya güçleri yetmedi.

Değerli Finansal Tüketici,

Bugünün güncel sorunu, haklarını yasal yollardan arayan “forex” mağdurlarının önüne çıkartılan engellerdir. Platforma ulaşan şikayetler, “forex” sağlayıcılarına karşı açılan davaların belli bir bilirkişi grubuna intikal ettirildiği ve oradan tüketiciler aleyhine gerçeğe uygun düşmeyen tek tip raporlar hazırlandığı yönündedir. Bu hususta zorluk yaşayan mağdurların bize ulaşmasını bekliyoruz. Adalet Bakanlığı nezdinde girişimde bulunmadan önce, daha çok veriye ve ikna olmaya ihtiyacımız var.

Dünyadaki eşitlerimizle aynı finansal haklara ve ekonomik sınır güvenliğine sahip olmak dileğiyle,

Saygılarımla,

Levent KAMALI